GIDA ALLERJİSİ

Reha Cengizlier Alerji, Besin Alerjisi Leave a comment   , ,

Alerjik hastalıklar, giderek artmaktadır. Gıda alerjisinde de buna paralel bir artış vardır. Gıda alerjisi her yaşta görülebilmektedir. Yaş ne kadar küçükse, sorun o kadar büyüktür. Bu nedenle de esas olarak bebeklik döneminin ciddi bir sorunudur. Gıda alerjisi,  kliniğe değişik şekillerde yansımaktadır.  Yeni doğan döneminde,  anne sütünün kesilmesinden sonra veya ek gıdalara geçilmesinden sonra başlayabilir.

Gıda alerjisi ile intoleransını da karıştırmamak gerekir. Doğuştan bazı enzim eksikliği olanlar, bazı gıdaları yerse dokunur. Örnek; G6PD enzimi eksik olanlar, bakla yerse sarılık  atağı ve kansızlık  yapabilir.  Laktaz enzimi  eksik olanlar, laktoz içeren gıdaları ; örneğin süt, yoğurt yerse dokunur. Ama az miktarda yerse veya laktozsuz süt yoğurt yerse sorun olmaz. Oysa alerjide durum farklıdır. Gıdayı oluşturan protein molekülleri az da alınsa alerjik reaksiyonu oluşturur.

Sindirim sistemi belirtileri:

Aşırı huzursuz, ağlayan , gazlı bir bebekte süt alerjisi olma ihtimali vardır. Yine bebek çok kusuyorsa, kilo alamıyorsa, gece uykusuzluk sorunu yaşıyorsa bunlar hep inek sütü alerjisine bağlı olabilir. Süt çocukluğu döneminde ishal veya tam tersine kabızlık, anal fissür  de alerjinin belirtisi olabilir.  Daha az bir olasılıkla başka gıdaların alerjisi de olabilir.

Deri belirtileri:

Deri belirtileri en sık görülenlerdir. Daha çok süt çocukluğu döneminde görülmekle birlikte her yaşta deri belirtisi olabilir. Sadece yanaklarda veya vücudun belli bölgelerinde kızarma, pütürlü bir görünüm veya kabuklanma olabilir. Genellikle kaşıntılıdır.  Tipik olarak atopik dermatit olarak tanımladığımız bu deri döküntüleri besin alerjisi kaynaklı olabilir. Atopik dermatitin tipik dağılımı olarak yüzde, boyunda, kulak arkalarında, el ve ayak bileklerinde,  diz-dirsek kıvrımlarının iç yüzeylerinde görülür. Bazen de bu tipik dağılım olmayıp yaygın döküntü şeklindedir. Özellikle bebek soyunduğunda vücudunun  çıplak olan kısımlarını yırtarcasına kaşır. Kapalı alanlarda kaşıntı daha az veya yoktur.

Besin alerjisi ürtiker-anjioödem şeklinde görülebilir. Özellikle ani reaksiyonlar bu şekildedir.  Alerji olan besinle karşılaşır karşılaşmaz, ilk 2 saat içinde  ortaya çıkar.  Hemen müdahale edilmezse  anafilaksiye neden olabilir.

Solunum sistemi:

Hırıltı, öksürük, aşırı salgı artışına bağlı balgam üretimi, nefes almakta güçlük görülebilir. Nefesinde hışıltı sesi (wheezing) duyulabilir.

Belirtiler bazen tek bir organ veya sistem tutulumu değil, bunların karışımı şeklinde görülebilir.  Tanıda en önemli adım, besin alerjisinden şüphelenmektir.

Alerjen gıdalar:

Bütün gıdalar alerji yapabilir. Özellikle bunlar yapar, bunlar yapmaz diye bir ayırım yapmamak gerekir. Bazı gıdalar, diğerlerinden daha alerjen yapıdadır. Özellikle temel besinleri oluşturan gıdalar bu konuda çok önemlidir. Süt, yumurta, kabuklu ve kuru yemişler , balık ve diğer deniz ürünleri, çilek ve bazı başka meyveler, buğday ve tahıllar  en sık karşımıza çıkmaktadır.  Bunların alerjen potansiyeli hem yapısına göre, hem de alerjisi olan kişiye göre değişir. Süt, yumurta alerjisi genellikle 2-3 yaş civarında geçer; balık, deniz ürünleri ve kuru yemiş; özellikle de fıstık alerjisi daha uzun sürme eğilimindedir. Bazen ömür boyu hiç geçmeyebilir.  Unutmamak gereken nokta, ayrıntılı öykü alınarak aile dikkatle dinlenmeli, her gıdanın alerji yapabileceği göz önüne alınmalıdır.

Tanı:

-Altın standart gıdanın yasaklanması ve tekrar verilmesi prensibine dayanır. Alerjiye yol açan  gıda  bir süre kesilir, hasta gözlenir. Daha sonra tekrar verilir,  belirtilerin tekrarlayıp tekrarlamadığına bakılır. Doktor tarafından yapıldığında, tek kör (hastanın bilmeyip doktorun bildiği) veya çift kör (hastanın ve doktorun verdiği gıda alerjen olması denene mi yoksa zararsız olduğu bilinen başka bir gıda mı olduğunu bilmediği yöntem) uygulanarak alerji tesbit edilmeye çalışılır.

-Deri testi

Tanı koymada alerji tetkikleri yardımcı olur.  Alerji uzmanı  tarafından yapılarak doğru değerlendirilen deri prick testi uygulanabilir. Taze gıdadan “prick to prick” denen yöntemle; yani iğne ucu önce gıdaya batırılıp sonra cilde uygulanarak değerlendirilir. Bir diğer yöntem de hazır ve standart gıda alerjenleri kullanarak test yapmaktır.  Çok iyi deneyimli uzman tarafından yapılmazsa yanlış değerlendirme, yanlış tanı ve yanlış tedavi riski vardır. Çocuğu besin alerjisinden koruyalım derken gelişme,  büyüme ve beslenme  bozukluğuna yol açmamak gerekir.

-Kan tetkiki

Şüphelenilen besine karşı kanda oluşan spesifik IgE düzeyi ölçülür. IgE, bağışıklık sisteminin alerji oluşmasından sorumlu  parçasıdır. Besine karşı tolerans varsa bu oluşmaz. Oluşuyorsa, bu besine karşı alerji olduğunu gösterir. Ancak bunun da dikkatle değerlendirilmesi gerekir.  Sadece var olması yetmez. Bir besini yasaklamak için o besinin belli bir miktarda IgE yaptırmış olması gerekir. Bu sınırın altında ise tam yasaklama yapmadan  tedavi yoları araştırılır. Özellikle bebeklerde süt alerjisinde önemlidir.  İlk 2 yaşta 2 kU/l üzerinde, daha büyük yaşlarda 5 kU/l üzerindeki değerler anlamlıdır.  Her bir besin için  belirlenmiş düzeyler vardır. Yorum yaparken göz önüne alınmalıdır.

-Öykü

Deri testi veya kan tetkiki negatif çıkarsa  alerji yok dedirtmez.  Sadece anafilaksi denen ve çok kötü sonuçlara ulaşma riski taşıyan tip alerji yoktur dedirtir. Besin alerjisi, IgE  dışı mekanizmalarla da oluşabilir. Kan düzeyi normal olduğu halde  annenin ısrarla dokunduğunu söylediği gıda gerçekten alerji yapıyor olabilir.  Bu durumda yaklaşık 3 haftalık yasaklama, gözlem, ardından gıdanın tekrar verilmesi uygulanabilir.

Tedavi:

Besin alerjisinin tedavisi, alerji yapan besinin mutlak yasaklanmasıdır.  Çilek gibi yense de yenmese de olur tür besinlerde çözüm kolaydır. Ama süt, yumurta gibi temel besinlerde durum biraz daha zordur. Bir besini yasaklarken, mutlaka aynı değerde alternatifi bulunup yerine konmalıdır. Aksi taktirde daha önemli sağlık sorunlarına yol açar.

Son yıllarda yasaklama dışında bazı tedaviler denenmektedir. Bazı besinlere karşı aşı tedavisi  denenmektedir. Ancak henüz güvenli uygulamaya girmemiştir.

Gıdanın yaptığı alerjik reaksiyona karşı rahatlatıcı ilaçlar destek amaçlı kullanılabilir. Atopik dermatitte cildi nemlendiriciler, lokal kortizonlu pomadlar, zaman zaman sistemik kortizon, antihistaminik ilaçlar gibi tedaviler kullanılabilir.  “Çivi çiviyi söker” mantığı ile kontrolsüz bir biçimde yapılan  alerjen gıdanın bol bol verilmesi  yanlıştır, hayati tehlike oluşturabilir.  Gıda yasaklandığında, en az 3 ay süre ile o gıda veya o gıdanın başka gıdalar içindeki hali dahil asla verilmez.  Az az vermek çözüm değildir. Mutlak yasaklama uygulamak gerekir. Örneğin yumurta yasaklıyorsanız; bisküvi, pasta, börek gibi içine yumurta giren gıdalar da yasaklanmalıdır.

Bebeklik döneminde  inek sütü alerjisi ayrı bir önem taşımaktadır. Bu nedenle üzerinde biraz daha ayrıntılı durulacaktır.

 

İNEK SÜTÜ  ALLERJİSİ

ANNE SÜTÜ ASLA ALLERJİK DEĞİLDİR. SÜT ALLERJİSİ OLAN BEBEKLERDE ANNE SÜTÜ KESİLMEZ; TAM TERSİNE UZUN SÜRE VERİLİR.

Yenidoğan dönemindeki bebekte et, yumurta, süt gibi gıdalara karşı alerji görülebilir. Bebek daha bunları hiç yemedi ki nereden olsun? Burada dolaylı bir alerji söz konusudur. Annenin aldığı gıdaların içindeki bazı küçük partiküller anne sütünden geçerek  bebeğe taşır ve alerji yapar. Bu durumda bebeğe yapılan test sonucu saptanan alerjen annenin diyetinden çıkarılarak tedavi sağlanır.

İnek sütü, yapı olarak anne sütüne benzemekle beraber, içerdiği proteinlerin bileşimi farklıdır. Sadece inek sütü değil; koyun sütü, keçi sütü gibi beslenmede kullanılan diğer hayvan sütlerinde de aynı durum söz konusudur. “İnek sütü alerjiktir, keçi sütü alerjik değildir” düşüncesi tamamen yanlıştır.  Yaygın kullanımı sonucu ona karşı da alerji gelişebilir.  İçerdikleri ortak proteinler yolu ile çapraz reaksiyon yaparak % 60-70’inde zaten alerji olur. Az sayıdaki bebekte inek sütüne alerji olup keçi sütüne tolerans söz konusu olabilir. Bu da ancak araştırılıp saptanarak anlaşılabilir.

İnek sütü alerjisi, sadece süt verince olmaz. Hazır mamalar da aynı derecede risk taşımaktadır. Yani süt alerjisi varsa; mama da alerji yapar. Bu nedenle tanı mutlaka kesin olarak konmalıdır. Kesin tanı konduktan sonra, allerjenik özelliği tamamen ortadan kaldırılmış, ama besleyici değeri korunmuş tam hidrolize özel mamalar verilir.  Bu mamaları 2 yaşına kadar özel rapor çıkararak ücretsiz sağlamak da mümkündür. Bunun için uzman  tarafından kanıtlanmış bir  süt alerjisi tanısı şarttır. Bu mamaların tadı pek hoş değildir. Genellikle bebekler tarafından reddedilir. Alımını kolaylaştıracak şekilde içine başka aromaların katılması bazen çözüm olabilir. Süt alerjisi olan bebeklerde anne sütü verilebildiği sürece sorun yoktur. Ancak anne sütü yoksa  beslenmede daha dikkatli olunur. Diyetisyen yardımı almak yararlıdır. Bebeğin protein, kalsiyum ve diğer elementlerinin kaynaklarının ayarlanması gerekir. Bazen sadece süt değil,  birlikte et, yumurta gibi başka gıdalara karşı da alerji vardır.  O zaman anneyi sıkı diyete sokunca anne beslenmesine de dikkat etmek gerekir. Anne sütü alamıyorsa bebek için mutlaka  doktor- diyetisyen işbirliği yaparak izlemek gerekir.  Gıda alerjisi olup anne sütü de alamayan bebeklerde ek gıdalara da erken başlanır.  Yine bebeğin durumuna göre bireysel planlar yapılmalı, genelleme yapılmamalıdır.

Korunma, her zaman için tedaviden önce gelmelidir. İnek sütü alerjisi olmadan önce korumak gerekir. Ailede alerji öyküsü olan bebeklerde katı gıdalara geç başlamak, alerji potansiyeli yüksek gıdalara geç başlamak, anne sütünü olabildiğince uzun süre vermek, mama verilecekse de yarı hidrolize  mamalar tercih edilmelidir.

Add a Comment